Home HİKAYELERSırtına Kazınan Mesajın Sırrı

Sırtına Kazınan Mesajın Sırrı

by admin
0 yorumlar

Emekli bir cerrahım. Bir gece yarısı, eski bir meslektaşım beni arayıp kızımın acil servise kaldırıldığını söyledi.

Hastaneye on dakika içinde ulaştım. Vardığım anda meslektaşım gözlerimin içine baktı ve şöyle dedi: “Bunu kendi gözlerinle görmen lazım.”

Sonra kızımın sırtını gördüm… ve donakaldım.

O odada gördüğüm şey kanımı dondurdu. Damadım bunun bedelini ödeyecek………

Telefonum gece saat 23:43’te çaldı ve hattın ucundaki ses, daha kelimeleri bile tam anlamadan kalbimin yerinden fırlamasına neden oldu.

“Rıza, hemen Numune Hastanesi’ne gel,” dedi yirmi yıl boyunca omuz omuza çalıştığım travma cerrahı Dr. Ahmet. “Konu kızın.” Çoktan anahtarlarıma uzanmıştım bile. “Ne oldu?”

“Kırk dakika önce acile getirildi. Sırtında ağır travma var. Muhtemel bir saldırı.” Duraksadı. “Bunu kendin görmelisin.”

On dakika sonra, üzerimde hâlâ uyuyakaldığım kazağımla ambulans girişinden içeri dalıyordum. Ahmet beni İkinci Travma odasının önünde bekliyordu; yüzü, meslek hayatımın en kötü gecelerinde bile hiç görmediğim kadar solgundu. “Zeynep nerede?” diye sordum. Cevap vermedi. Sadece perdeyi kenara çekti.

Kızım yatakta yüzüstü yatıyordu, sakinleştirici verilmişti; kumral saçları terden ıslanmış, parmakları çarşafın üzerinde hafifçe titriyordu. Hastane önlüğünün arkası kesilerek açılmıştı. İlk başta cildindeki koyu izlerin morluk olduğunu sandım.

Sonra gerçek beynime dank etti. Onlar morluk değildi. Onlar kelimelerdi.

Sırtına bir mesaj kazınmıştı; sığ ama kasıtlı kesiklerdi bunlar, kenarlarından hâlâ kan sızacak kadar taze çizgilerdi. Rastgele değildi. Düşüncesizce yapılmış bir saldırı değildi. Kasıtlı. Kontrollü. Kişisel. Dizlerimin bağı çözülmüş halde yaklaştım. Harfler bir omuz küreğinden diğerine kadar uzanıyordu: O SANA DA YALAN SÖYLEDİ.

Bir an için odadaki her şey sustu. Ne monitörler, ne sesler, ne de bir nefes. Sonra Zeynep’in titreyen elinin altında sıkıştırılmış bir şey fark ettim; bir erkek gömleğinden yırtılmış, kanla sırılsıklam olmuş bir kumaş parçası. İşlemeli. Lacivert iple işlenmiş üç harf. D.C.M. Damadımın isimlerinin baş harfleri. Tam ona uzanırken Zeynep’in gözleri ansızın açıldı. Doğrudan bana baktı ve fısıldadı: “Baba… yaşadığımı sakın ona bildirme.”

O harfleri gördüğüm an bunu tam olarak kimin yaptığını bildiğimi sanmıştım. Yanılmıştım; hem de birden fazla konuda. Ve takip eden saatlerde gerçekler, hiçbirimizin hazır olmadığı bir sırra doğru çözülecekti.





devamı sonraki sayfada…

Bunlarda Dikkatinizi Çekebilir

Yorum Yap

En güncel En son haber ve gelişmeleri tarafsız ve en hızlı şekilde öğrenebileceğiniz haber sitesi.

Son Dakika

en çok tıklananlar

  • 2025 © All Rights Reserved | oldtastyrecipes.com | oldtastyrecipes MEDYA
  • KÜNYE / HAKKIMIZDA: 
  • Ortaköy Mahallesi, Üç Yıldız Sokak NO 2/1 , Ortaköy, Beşiktaş / İSTANBUL
  • Şikayet&Öneri: info@oldtastyrecipes.com
  • Reklam ve İş Birliği: info@oldtastyrecipes.com
  • Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. oldtastyrecipes.com harici linklerin sorumluluğunu almaz.
  • oldtastyrecipes.com Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir ve bütün hakları saklıdır.